TÜSİAD, “Dünyada ve Türkiye’de İş Etiği ve Etik Yönetimi” başlıklı raporunu, 23 Haziran 2009 Salı günü, Sabancı Center’da düzenlenen bir toplantı ile kamuoyuna sundu. Şirketlerin, çalışanlarına, müşterilerine, rakiplerine ve topluma karşı yükümlülüklerini göz önüne alarak hazırlanan rapor, şirketlerin kamu birimleri ve diğer şirketlerle olan ilişkileri başta olmak üzere, iş dünyasına uygulanacak etik kuralları, bu alandaki uluslararası standartları ve iş etiği kavramını kapsayan bir çalışma niteliğindedir. Raporun tanıtım toplantısının açılış konuşması TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Şirket İşleri Komisyonu Başkanı Tayfun Bayazıt tarafından yapıldı. Açılış konuşmalarının ardından, raporun yazarları Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ümit Berkman ve Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mahmut Arslan çalışmaya ilişkin ayrıntılı bilgi sundu. Toplantı kapsamında ayrıca özel sektör temsilcileri, özel sektörde iş etiği uygulamalarını ele aldı. Rapor kapsamında iş etiği ile ilgili konular ile Türkiye’de ve dünyadaki bazı uygulamalar incelenmiş, etik dışı davranışların tanımı ve ilgili etmenlere ilişkin açıklayıcı bir model geliştirilmiştir. Etik bir yönetim sisteminin temel nitelikleri ve ana başlıkları itibariyle bir etik kod örneği sunulmuştur. Akademik unsurlar taşıyan rapor, bu konuda bir rehber özelliği de taşımaktadır. Özet Bulgular
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), “Dünyada ve Türkiye’de İş Etiği ve Etik Yönetimi” başlıklı raporunu, 23 Haziran 2009 tarihinde, Sabancı Center’da düzenlenen bir toplantı ile kamuoyuna sundu. Konferansın açılış konuşması, TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Şirket İşleri Komisyonu Başkanı Tayfun Bayazıt tarafından gerçekleştirildi. Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ümit Berkman ve Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mahmut Arslan tarafından kaleme alınan “Dünyada ve Türkiye’de İş Etiği ve Etik Yönetimi” adlı raporda özetle şu bulgular yer alıyor: “İşletmeler, ürün ve hizmet üreterek, toplum için refah ve zenginlik yaratırlar. Dolayısıyla, işletmelerin verimli ve başarılı olması toplum refahının ve zenginliğinin artması anlamına gelir. Bu bağlamda, ülkemiz işletmelerinin, gerek ulusal gerekse uluslararası platformlarda daha başarılı olmaları için serbest piyasa rekabetini gözeten, kayıt dışı ekonomiye fırsat vermeyen, fikri hakları koruyan, hukuki ve etik altyapıların oluşturulması gerekmektedir. Bu çalı ’ mada iş etiği ile ilgili kavramlar, yaklaşımlar ve gelişmeler ile yurtdışındaki ve Türkiyedeki bazı uygulamalar incelenmiş, etik dışı davranışların tanımı yapılmış, etik bir yönetim sisteminin temel nitelikleri ve bunu oluşturmanın süreçleri değerlendirilmiş, ana başlıkları itibariyle bir etik kod örneği sunulmuştur. Raporun akademik unsurlar taşımasıyla beraber uygulamacılara yardımcı olacak özellikte olması gözetilmiştir. Giriş Özellikle son 40 yılda küreselleşme, artan toplumsal duyarlılık, müşterilerin ve çalışanların istek ve beklentilerinin yükselmesi gibi nedenler sonucunda işletmelerin iktisadi birimler olduğu kadar sosyal birimler de olduğu kabul görmüştur. Bu bağlamda, işletmelerin etik ve sosyal sorumluluğu ile paydaşlara (Müşteriler, çalışanlar, tedarikçiler, dağıtımcılar, hissedarlar, toplum, çevre, ilgili ulusal ve uluslararası kamu ve özel sektör kuruluşları) yönelik yeni sorumlulukları tanımlanmaya başlanmış, yöneticilerden “paydaş” ya da “etkileşenler” yönetimini uygulamaları beklenir olmuştur. 2000’li yıllara gelindiğinde iş etiği konusu ile yakından ilgilenmeyen - etkilenmeyen firma ve yönetici kalmamış, hemen hemen tüm kuruluşlarda iş etiğine yönelik “kurumsal nitelikte” çeşitli düzenlemeler ve süreçler oluşturulmuştur. İş Etiğinin Tarihsel Gelişimi İş eti – i batıdaki tarihsel geli ’ imi içinde 19. yüzyıl; 1900-1950 dönemi; 1950-1970 dönemi; 19702000 dönemi ve 2000ler olarak 5 ana başlıkta incelenmiştir. Bu incelemede batıdaki sanayileşme sürecinin, piyasa mekanizmasının, özel sektör ve girişimciliğin gelişiminin ana hatlarına bakılmıştır. Özellikle son 40 yılda tüketicilerin farkındalık ve duyarlılık düzeyleri yükselmiş, tüketici örgütleri daha bilinçli ve güçlü duruma gelmiş; çevreci kuruluşlar işletmecileri zorlamaya başlamış; sivil toplum kuruluşları ve medya, işletmelerin topluma ne katkıda bulunduklarını sorgular hale gelmiş; çalışanların eğitim düzeyi ve beklentileri yükselmiş; devletin çeşitli konularda denetleme - düzenleme girişimleri artmıştır. İşletmeler de tüketiciyi, toplumu, çevreyi ve çalışanını gözeten sorumlu ve etik firma imajını yaratmanın gerekliliğini farketmişlerdir. Bir bakıma mali sermaye kadar “itibar sermayesi” de önem kazanmıştır. İş etiğine ilişkin Türkiye’deki gelişmeleri sağlıklı değerlendirebilmek için devlete, işe ve işadamına bakışın ülkemizdeki tarihsel gelişimini incelemek gerekir. Bu bakımdan, Osmanlı öncesi ve Osmanlı dönemi, daha sonra da 1923-1950, 1950-1980, 1980-2001 ve 2001 sonrası dönemlerindeki gelişmeler ana hatları ile incelenmiştir. 1970 ve 1980’lerde ABD’deki gelişmeler ile 1980 ve 1990’larda küreselleşme, demokratikleşme ve insan hakları hususundaki gelişmeler, etik ve sosyal sorumluluk konularını güncel ve popüler hale getirmişken, 1980’ler ve 1990’larda Türkiye’deki yolsuzluk ve rüşvet skandalları, kontrolsüz ve keyfi kamu harcamaları ve popülist nitelikli kamu destekleri “temiz toplum” çağrılarına yol açmıştır. Günümüzde, gelişmiş ülkeler ile karşılaştırıldığında, ülkemizde iş etiğinin çağdaş niteliği ile nispeten yeni olduğunu, ancak 2000’li yıllarda önemli gelişmeler kaydedildiğini söylemek mümkündür. Türkiye’de iş etiğine dair gelişmelere bakıldığında gerek siyasetin nüfuz alanını daraltmak, gerekse de özelleştirilen bazı sektörlerin düzenlenmesi ve denetlenmesi amacıyla, SPK, RK, BDDK, EPDK, TK ve KİK gibi bağımsız düzenleme ve denetim kurullarının kurulması önemli bir yer tutmaktadır. Bu bağlamda, TÜSİAD, TEDMER, PERYÖN, KALDER, TOPLUMSAL ETİK DERNEĞİ gibi sivil toplum örgütleri ve TÜRMOB ve TÜRKİYE BANKALAR BİRLİĞİ gibi meslek odaları ve birlikleri iş etiği konusunda önderlik etmişler, önemli girişimlerde bulunmuşlardır. Çıkar Çatışması ve Etik Dışı Davranışları Etkileyen Faktörler Etik dışı eylem özünde kişisel çıkar ya da örgütün çıkarı adına etik ilke ve kuralların ihlalidir. İş etiği ilişkili davranışları, yani etiğe uygun ya da etik dışı eylemleri etkileyen faktörler dört ana kümede değerlendirilmiştir. Herbir kümede de alt faktörler bulunmaktadır. I. Kişiye İlişkin Etmenler Kişinin; ■ Değerleri ■ Öncelikleri ■ Tecrübeleri ■ Pozisyon ve Kıdemi ■ Demografik Özellikleri (Yaş, cinsiyet, e ri itim) ■ Etik dışı eylemin olası getiri ve götürüle hakkında risk değerlendirişi II. Eyleme İlişkin Etmenler ■ Açık Etik İhlali ■ Gri Alanlar ■ Etkilenen Kişiler - Gruplar ■ Durumsal Faktörler III. Kuruma İlişkin Etmenler ■ Kurumun Yönetim Felsefesi, Geçmişi (Tarihi), Görüntüsü ■ Değerleri ve Kültürü (Söylem, ritüeller, semboller) ■ Etik Kodları ve Etik Eğitimi ■ Bulunduğu Sektör ve Rekabet Durumu IV. Çevreye İlişkin Etmenler ■ Ekonomik Çevre: Belirginlik Düzeyi - Rekabetin Düzenlenmesi ■ Siyasal Çevre: Devletin ve Özel Sektörün Karşılıklı Konumları ■ Sosyal - Kültürel Çevre: Türk Yönetim Kültürü ■ Diğer Etmenler: Yargı Süreci, Medya, STK ve Uluslararası Kuruluşlar Yukarıda sözü edilen etmenlerin ilk anda çözümlemeyi basitleştirmek amacıyla tek tek ele alınmış olmalarıyla beraber, etmenlerin birbirleriyle etkileşim halinde oldukları da unutulmamalıdır. Bu etmenler “Türk Yönetim Kültürü” kapsamında incelendiğinde, ülkemizde bulunan “geniş güç mesafesi” ve “toplulukçu” yaklaşımın, örgütlerde nesnelselliği ve profesyonelliği zorlaştırdığı görülmektedir. Etik Yönetimi (5. Bölüm) Kurumsal etik yapı, süreç ve kültür oluşturulması için neler yapılabileceği aşağıdaki başlıklar altında ve çeşitli uygulama örnekleri verilerek incelenmiştir ■ Liderlik ■ Etik Kod ve Davranış Kuralları ■ Etik Komitesi ■ Departman (Birim) Etik Sorumlusu ■ Etik Görevlileri ■ Ombudsman ■ Etik Hattı ve Sorun Bildirme Sistemleri ■ Etik Eğitimi ■ İnsan Kaynakları Yönetimi ■ Strateji, Sosyal Performans ve Etik Denetimi ■ Liderlik ve Kurum Kültürü Makro çevre etmenlerin zayıflığı ya da eksikliği, kurum yöneticilerinin etik liderlik üstlenmelerine ve kurumsal etiği en tepe noktaya çıkarma girişimlerine engel olarak görülmemelidir. Öte yandan, kurum çalışanları da bu konuda yönetime destek vermeli ve üzerlerine düşeni yapmalıdır. İş etiğinin işletmelerde kurumsallaşması için izlenebilecek yol haritası aşağıdaki şekilde özetlenmiştir. Değerlendirme ve Sonuç (6. Bölüm) Özel sektör ve piyasa düzeni toplumsal refah sürecinde, ülkemizde de olmak üzere, öncü bir rol oynamaya başlamıştır. Bu öncülük beraberinde iş dünyası için yeni sorumluluklar getirmiş ve “iş etiği” büyük önem kazanmıştır. Firmaların ve yöneticilerin iktisadi parametreler ile etik sorumluluklar arasında uyum sağlamaları gerekmiştir. Kalkınmanın ve gelişmenin itici gücü olan girişimci; yaratıcı ve eğitimli yönetici; teknik yönü güçlü çalışan bir ekonominin temel taşlarıdır. Bu beşeri sermayenin etik yönden yüksek nitelikli olması için işletmenin içinde ve yakın çevresinde etik bir iklim oluşturulmalıdır. Etik davranmak, firmanın itibarını ve ürünün marka değerini yükseltmesi, müşterilerin, yatırımcıların ve kamunun güvenini ve desteğini sağlaması bakımından önemlidir. Etik değer ve ilkelere göre işleyen bir ekonomik sistem, bu iki önemli kurumu güçlendirir, demokrasinin sağlıklı işlemesine yardımcı olur ve iş dünyasının toplum gözünde saygınlığını arttırır. Bu bakımdan, etik performans ve etik kalitenin önemli bir başarı ölçütü olduğu günümüz ekonomisinde firmaların, yöneticilerin ve çalışanların etik değerlere ve ilkelere uygun hareket etmeleri hem kendilerinin hem de toplumun çıkarınadır.
|